Bu yazımda “Prete a porter” kalbi olan şehirden yani Paris’ten sesleniyor olacağım. Lakin “Nasıl Giyinmeli” den ziyade tamamen kişisel gezi notlarım yolda. Siz “Bir Parisli Nasıl Giyinir?” gibi bir yazı arıyorsanız. O zaman sizi şöyle almalıyım. Orada ziyadesiyle Parisyen stiline değinmiştim. O halde Paris’te nereye gidiyoruz? Hazır mıyız?

Sacre Coeur Bazilika//Montmarte Tepesi
Gotiğin aksine insanı baktıkça ferahlatan eklektik mimarinin en özel örneği Sacre Coeur Bazilikası; ressamlar tepesi olarak da bilinir. Resme ve ressama gark edeceğiniz, Paris manzarasıyla mest olacağınız, merdivene çimlere yayılıvereceğin, amatör aküstik gruplar eşliğinde termostaki içkini yudumlayacağın;-) harkulade bir yer.

Eiffel Kulesi
Bir turist olarak üzerinize düşen vazifelerden biri de La Tour Eiffel’e çıkmak. Eğer turist mevsiminde gidiyorsan Allah kolaylık versin. 1792 basamak çıkıp kalabalıktan bir bok göremeyeceğin bu endüstri devrim anıtına; kapanış saatinden yarım saat önce gitmeni şiddetle öneriyorum. En azından çıkmana değer; kalabalık olmadan deklanşöre basarsın.

Arc de Triomphe
“Eiffel’e çıktım Effel beni kesmedi.” diyorsan bir de Champs Elysees ve şehri ayaklarının altına alan Arc de Triomphe yani Zafer takıya çık. Bir ucunda Concorde meydanı diğer ucunda Champs Elysees olan Zafer Takıyı bulmak için çaba göstermene hiç gerek yok. Şehrin esrarengiz dokusu seni bir şekilde buraya ulaştırır hiç merak etme;-)

Louvre Müze
Sanata doyayım, sanatın içinde gark eyleyeyim diyorsan 3 günden evvel çıkamayacağın lakin ‘Aman Mono Lisa ile bir selfie yapsam bana yeter, şifresini çözmeye ne hacet’ dersen eğer bir turist olarak görevini yerine getirip yarım günde gezebileceğin çok popüler müze kendisi.

Champs Elysees
Lüks mağaza ve yeme içme platformlarının olduğu Dünya’nın en ünlü caddelerinden biri. Burayı görmeden Paris görmüş sayılmıyorsun. O denli yani.

Notre Dame Katedrali
Quasimodo’nun çirkinliği ile katedralin korkutucu gotik mimarisi nasıl da benzeşiyor. Kitaptan kelimeler; filmden sahneler hepsi ama hepsi hafızanıza hücum edecek benden söylemesi;-)

Orsay Müze
Müze sever, sanat sever tayfa size sesleniyorum!!! Gardan bozma bu müzeye gitmezseniz ayıp edersiniz. Bir turist olarak sizin en önemli görevlerinizden biri.

Pantheon & Luxemburg Bahçesi
Bir turist olarak uzun bir yapılacaklar listeniz olduğu için bir Parisli gibi bütün gün Luxemburg bahçesinde “SundayFunday” edasıyla gezinip, yayılamıyorsunuz:( İnşallah 2016′da çok paranız olur, aylarca Paris’te kalıp Luxemburg bahçesinde “SundayFunday”in dibine vurursunuz:-) Valla ben diledim; bir yazar olarak üstüme düşeni yaptım;-)

Moulin Rouge & Lido Show
Paris’e uğramışken bir gece de kabare deneyimi yaşananız şart. 1889′dan fırlayan yaşayan bir müzenin atmosferini koklamak istersiniz diye düşünüyorum. Belki seversiniz belki de sevmez.

Disneyland & Parc Asterix
Çocukla geziyorsan yahut da çocuk ruhlu biriyle… O halde tematik parklara gitmen sana farz oldu üzgünüm:-) Roller Coaster’ın dibine vur yapacak birşey yok.

Seine Nehri
Batobus’da kurbanlık koyunlar gibi şehri seyretmek yerine Seine kıyısında piknik yap. Bakkal Andree amcanın iletişimsizlik abidesi Fransızcasına aldırmadan şarabını, peynirini, çerini domatesini kaptığın gibi Seine nehrine koş;-) Bol bol Batobus’dakilerin dedikodusunu yap. Hahay:-)

Turist gibi değil ziyadesiyle Parisyen gibi görünmek ister misin? O halde seni “Parisyen Stil Nasıl Giyinmeli?” yazısına ışınlıyorum;-)

Henüz Yorum Yazılmamış

If you have technical issues, want to report a privacy/ copyright violation, have a general complaint about the site, advertising inquries or just want to say hello please contact me here(vogueisartblogger@gmail.com)